Türk Çizgi Filmlerinde Suriyeli Çocukların Sembolizmi
Muhammed Nur En Nemr


Suriyeli çocuklar Türk çizgi filmlerinde nasıl görünüyor?  Bu filmlerin Suriyeli ve Türk çocuklara yönelttiği sembolik mesajlar nelerdir?

Özellikle 2016 yılında Suriyeli öğrencilerin Türk okullarına entegrasyonundan sonra siyasi, ekonomik, medya ve eğitim söylem biçimlerinin bir parçası olmaları doğaldır.

İki kız öğrencinin arkadaşlarıyla yaşadığı sevinç sahnesi, Türk halkının Suriyeli mültecileri iyi karşıladığını kardeşlerini ve komşularını ağırlamaktaki cömertliğini gösteriyor.

Türk çocuk programlarını izlerken 8 yaşındaki oğlum ile oturuyorduk. Türk çocuk programlarında Suriyeli çocukların varlığı dikkatimi çekti ve bu durum, beni bazı sorular sormaya yöneltti: Suriyeli çocuklar Türk çizgi filmlerinde nasıl görünüyor?  Bu filmlerin Suriyeli ve Türk çocuklara yönelttiği sembolik mesajlar nelerdir?

Suriye savaşının devam etmesi, Suriyeli mültecilerin Türkiye'de uzun süre kalmasına neden olmuş, bu süre zarfında Türk vatandaşları gibi Suriyeli mülteciler de Türk hukuk sistemine tabi tutulmuşlardır. Mültecilere ve örgütlenmelerine ilişkin bazı yasalarla kamusal yaşamın her alanında karmaşık Türk toplum yapısının bir parçası hâline gelmişlerdir. Özellikle 2016 yılında Suriyeli öğrencilerin Türk okullarına entegrasyonundan sonra siyasi, ekonomik, medya ve eğitim söylem biçimlerinin bir parçası olmaları doğaldır.

Suriyelilerin Türkiye’ye gelmesinden ve Suriyeli çocukların büyük bir kısmının Türk topraklarında doğmalarından on yıl sonra Suriyeliler Türk kültürünü benimsediler ve eğitim sistemine mensup oldular. Ayrıca Türk âdet ve gelenekleri ile etkileşim hâline geçtiler ve artık Suriyeli sığınmacılardan oluşan bu önemli grubun kimi şeyleri bilmemeleri gibi bir durumun meydana gelmesi pek de mümkün bir şey değildir. Üstelik onlar, üniversite öncesi tüm eğitim kademelerinde yabancı çocuklara Türkçe öğretmeye hasredilmiş (TRT EBA) gibi bir eğitimsel medya seviyesinde olan bir Türk medyasının hedefindeydiler. Bu durum sadece onların doğal bir şekilde eğitim görmelerine yeterli bir alan değildir aynı zamanda çocuk programları (çizgi filmler) düzeyinde de bu medyanın hedeflediği şey Türk toplumunun merkezinde yer alan bu grubun bireylerine eğitsel, milli ve sosyal değerleri aşılamaktır.

‘’ İki kız öğrencinin arkadaşlarıyla yaşadığı sevinç sahnesi, Türk halkının Suriyeli mültecileri iyi karşıladığını kardeşlerini ve komşularını ağırlamaktaki cömertliğini gösteriyor.’’

4-8 yaş arası çocuklara yönelik ünlü Türk çizgi filmlerinden (Elif ve Arkadaşları) birinde, Yeni Arkadaş başlıklı on sekizinci bölümde, öğretmen bir anaokulu sınıfına girer, öğrencilerini yeni bir haberle müjdeler, bu da sınıflarına Suriyeli yeni bir kızın (Ahed) gelişidir. Ahed uzak ve farklı bir ülkedendir. Ahed, memleketindeki evine ve arkadaşlarına duyduğu hasretten dolayı üzgündür. Ayrıca o, yeni taşındığı yerdeki akranları sayesinde biraz Türkçe bilmektedir. Bu yüzden ona yardım etmeliyiz. Elif ve Ayşe bu habere sevinirler. (Elif ve Ayşe), anaokulu müdürü ve sınıf öğretmeninin Türk öğrencilere verdiği güzel resimleri yeni kız arkadaşları (Ahed) için hoş bir sürpriz olarak sınıfın duvarlarına asarak sınıfı süslerler. İlk oyun dersi Ahed’in sınıfın esas öğrencisi olduğunu hissedene kadar geçmez.

Bu bölümün çoklu sembolik mesajlarını bir araya getirirsek; Türk halkının Suriyeli mültecileri iyi karşılamalarına, kardeşlerine ve komşularına karşı misafirperverliğine ve cömertliklerine işaret eden iki öğrencinin arkadaşlarına duydukları sevinç sahnesi ve hatta müdürün öğretmenle beraber Suriyeli öğrenci Ahed’i sınıfa tanıtması, hükümetin Suriyeli mültecilere karşı açık kapı tutumunu benimsediğini temsil etmekte ve onları Ensar- Muhacir veya Suriyeli Misafirler olarak adlandırmaktadır. 

Ahed'e gelince, Suriyelilerin köklerinden koparılmaları ve ülkelerinin dışına çıkmaları nedeniyle yaşadıkları acı ve baskıdaki durum somutlaştırılıyor, aynı zamanda insani, sosyal ve psikolojik sorunlardan mustarip olan Suriyeli çocukların acı gerçekliğini de simgeliyor. Yaşıtları tarafından kabul edilmesi, akranlarının onu kutlaması, arkadaşlarının Ahed’le oynamaları ve Ahed’in arkadaşlarının çeşitli oyunlarına katılması güzel bir sembolik işareti temsil etmektedir ve daha sonra Ahed karakterinin bu filmin sonraki tüm bölümlerinde ana karakterlerden biri olduğunu bildiğimizde sosyal ve akademik adaptasyonun öneminden dolayı Arapça adı dışında Ahed, diğer Türk öğrencilerden katiyyen ayırt edilmemiştir.

Çeşitliliği ve farklılıkları bakımından en ünlü Türk çizgi filmlerinden biri olarak kabul edilen (Rafadan Tayfa) 8-13 yaş arası çocuklara yönelik bir başka Türk çizgi filmidir. Türk çizgi filminde (Ramazan Tayfa, Dijital Tayfa vs.) çocukların kalplerine yerleştirilmeye çalışılan milli, ahlaki, eğitsel ve insani değerlerin niteliğine, (Kendini onun yerine koy) başlıklı bir bölümde kesinlikle belirtiliyor. Türk milli takımı seçmeleri için toplanan dört çocuğun oyun alanının kenarında, hüzünlü ney çalan (Tahir) adındaki alışılmadık bir çocukla beraber toplanması ile başlar. Bunlardan kendi ülkesindeki yabancıları kabul etmeyenlerin tutumunu temsil eden Hayri, onlarla beraber oynamaya izin vermiyor. Çünkü o bir yabancı ve Türkçe bilmiyor. Türk toplumunun çoğunluğunun yabancılara sıcak bakan tavrını dile getiren yabancı çocuğa sempati duyanlar (diğer üçü), tuhaf çocuğun yerine (Hayri) geçecek bir plan tasarlar. Bölüm başlığı - dinleyicinin kelimelerin anlamlarını anlamaması için onunla ters bir dilde konuşmaktadırlar, cümle sondan başa doğru olacak şekilde başlar, örneğin: Nasılsın?  Böylece şöyle olur: Nıslısan? vs.

Bu filmin ana sembolik mesajı, ülkelerinde yabancıları kabul etmeyenlere yönelik insani, ahlaki ve etik bir mesajdır. Ve onlar (Hayri) tarafından temsil edilen ve kendilerini (Hayri) yerine koyan az bir gruptur. Tahir, ülkesinin dışında bulunan bir kişinin krizini ve yaşadığı sosyal sorunları anlamadığı bir ortamda yaşayan, dilini ve kültürünü anlamadığı bir kişidir.  (Hayri)'nin sınırlı bir süre için yabancının yeri olma konusundaki bu kısa tecrübesi, ülkesi veya dili ne olursa olsun başkalarını kabul etme konusunda ona bir ders vermiş, aynı zamanda Türkiye, ekibi, ekonomisi, konumu ve geleceği için başarıya ve refaha ulaşan toplumun aktif üyeleri olmak maksadıyla Türk dilini ve kültürünü öğrenmelerine yardımcı olmak için inisiyatif almıştır.

Önceki iki model bize sadece Türk çizgi filmlerinde Suriyeli çocukların varlığının sembolizmini ve önemini ortaya koymamaktadır. Aynı zamanda ırkı, dili, cinsiyeti, dini ve devleti ne olursa olsun bizden farklı olan diğerlerinin yanı sıra bu sosyal grubun (Suriyeli ve Türk çocuklarının) aralarında sağlam ve uzun vadeli bir sosyal uyum oluşturmadaki rolünü, ayrıca onlar için güvenli bir gelecek inşa etmedeki rollerinin ve aynı şekilde bu sanatın önemini ve insani, sosyal, eğitimsel ve ahlaki değerlerin kabul edilmesindeki rolünün altını çizmektedir.

‘’Bu yayının konuyu düzelteceğini, böylece çocuk programlarının programatik politikalarında hak ettikleri yeri bularak, sığınma ülkelerinde çocuklarımızın karşılaştığı sorunları ele alacağını umuyoruz.’’

Anlamadığımız ve şaşırdığımız şeye gelirsek, Suriye TV de dahil olmak üzere Türkiye'de yerleşik Suriye muhalefet medyasının programatik politikalarında çocuk programlarının (çizgi film dahil) tamamen yokluğudur!  Bu, medyanın Suriye toplumunun bu temel kategorisini ihmal etmesinden mi kaynaklanıyor?  Yoksa bu kategorinin öneminin ve Suriye'nin arzulanan geleceğini oluşturmadaki rolünün farkında değil mi?  Yoksa ikisine de mi bağlı?    Özellikle bu medya, uydu TV yayınlarında veya internet sitelerinde Suriye meselesini siyaset, spor, kültür, aşiret, basın vb. medya sorunlarını çözecektir.

Böylece çocuk programlarının programatik politikalarında hak ettikleri yere sahip olacağı sorunu ele alacaktır. Sığınmacı ülkelerinde çocuklarımızın karşılaştığı sorunlara, bunlara ev sahipliği yapan ülkelerde sosyal uyuma çözüm getirecektir. Özellikle rolü sonsuza kadar kaybetme riskiyle karşı karşıya olan Suriye ulusal ve kültürel kimliğinin inşasında ve aynı zamanda sahip olduğu değerler olan özgürlük, adalet, haysiyet ve eşitliğe dayalı vatandaşlık değerlerinin pekiştirilmesindeki ana rolü Suriye halkının 2011 yılında Esad diktatörlüğüne karşı ayaklanmasındadır.

Tercüme Eden: Eyüp Atıcı